Yapay Zekâ Çağı: Eskişehir Meslek Yüksekokulu

Kıymetli dostlar, aşçılık ve mutfak kültürü üzerine yaptığımız yolculuklarda hep geçmişin derin izlerini, geleneksel tarifleri ve kadim kültürel mirasımızı konuştuk. Ancak bugün, bu mirası geleceğe nasıl taşıyacağımızı, teknolojinin ve özellikle de Yapay Zekânın meslek hayatımızı nasıl dönüştüreceğini ele aldığım çok özel bir programdan bahsetmek istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Üniversitesi bünyesinde hazırlanan Yapay Zekâ Çağı programına konuk oldum. Sunucu Alaaddin Faruk PAKSOY ile birlikte, Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) bölümlerinin yapay zekâ ile kurduğu bağı ve mutfak dünyasının bu yeni düzene nasıl adapte olduğunu enine boyuna tartıştık.

İşte o keyifli sohbetten süzülen, bloğum için derlediğim satır başları:

Yapay Zekâ: Bir Rakip mi, Yoksa “Düşünce Ortağı” mı?

Pek çok kişi yapay zekâya mesafeli ya da endişeli yaklaşırken, ben kendimi bu teknolojiyle oldukça barışık olarak tanımlıyorum. Akademik hayatımda yapay zekâyı, benim gibi düşünen, planlama süreçlerimde bana hız katan ve taslaklarımı kristalize eden bir asistan gibi görüyorum. Osmanlı mutfağı ve mutfak kültürü gibi geleneksel alanlarda çalışıyor olmamız, yeniliğe kapalı olduğumuz anlamına gelmez. Aksine, bir bilim insanı olarak bu araçları doğru yönlendirerek enerjimizi daha entelektüel üretimlere saklayabiliriz.

Mutfaktaki Görünmez Zekâ

Programda özellikle aşçılık mesleğinin dönüşümüne değindik. Aslında yapay zekâ mutfağımıza çoktan girdi; akıllı fırınlar, hassas pişiriciler bu mantığın birer ürünü. Bugün yapay zekâ; tarif geliştirme ve standartlaştırma süreçlerinde kusursuz çalışabiliyor, maliyet analizlerini saniyeler içinde hatasız tamamlayabiliyor.

Ancak hepimizin merak ettiği o soru: "Yapay zekâ lezzetli yemek yapabilir mi?" Cevabım net: Yapay zekâ veri sunar, tasarlar; ancak o meşhur el lezzeti ve yemeğe ruh katan insani duygu halen aşçının imzasını taşıyor. Aşçılık, koca ustalıktan daha entelektüel bir boyuta evriliyor.

Mesleklerin Geleceği: Korku mu, Adaptasyon mu?

Büro yönetiminden turizme kadar EMYO’daki tüm programlarımızı değerlendirdiğimizde ortak bir payda gördük: Yapay zekâdan korkmak yerine, onu yönetebilecek yetkinliğe sahip olmalıyız. Programda da vurguladığım gibi; eğer yapay zekâyı sürekli bir tehdit olarak görürsek, bu bizi psikolojik olarak felç eder. Onu bir asistan olarak kucakladığımızda ise insani üstün özelliklerimizi (duygu, adaptasyon, yaratıcılık) kullanarak mesleğimizi daha üst bir seviyeye taşıyabiliriz.

Geleceğin EMYO Vizyonu

Beş, on yıl sonrasının Eskişehir Meslek Yüksekokulu’nu düşündüğümde; daha bireyselleşmiş eğitim verebilen, mükemmeliyetçi ruhu öğrencilerine aşılayan ve değişen dünyaya dinamik bir şekilde uyum sağlayan bir kurum hayal ediyorum. Tıpkı tarımda olduğu gibi, yapay zekâ alanında da kendi tohumlarımızı ekmeli, kendi katma değerimizi yaratmalıyız. Başkasının buğdayına muhtaç kalmamak için bu teknolojik dönüşümün sadece izleyicisi değil, uygulayıcısı olmalıyız.

Bu ufuk açıcı sohbetin tamamını izlemek isterseniz aşağıdaki bağlantıdan programa ulaşabilirsiniz.

Teknolojinin hızıyla, geleneğin tadını harmanladığımız nice güzel günlere, mutlu bayramlar!..

Video Linki: Yapay Zekâ Çağı - Anadolu Üniversitesi EMYO


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uluslararası Doğrama Şekilleri, Usûller ve Özellikleri

Bir Aşçının Temel Özellikleri

Geleneksel Mutfak Ekibi