Kayıtlar

çibörek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Çibörek ve Kımız

Resim
Eskişehir denilince akla ilk gelen yemek tabiî ki çibörek. Ve bu çiböreği de usulûne uygun, gayet lezzetli bir şekilde yapan nadir restoranlardan birisi de “Kırım Çibörekçisi”. Zaten kalite böyle olmasaydı, pek de kalabalık olmayan bir bölgede, sanırım bu kadar yoğun iş yapamazdı. Kırımı özel kılan bir diğer şey ise ellerinde sürekli fermente kısrak sütü, yani “kımız” bulundurmaları. İstediğinizde, sıcacık önünüze gelen çiböreklerin yanında kımız da içebiliyorsunuz. Haliyle burada yediğiniz ve içtiğiniz gerçekten özel oluyor. Ayrıca burada çibörek hamurları da oldukça ince ve eşit açılıyor, yeterli iç konulduktan sonra kapatılıp muntazamca kesiliyor ve son olarak da kızgın temiz yağda, hamura yağ çektirmeden ve patlatmadan kızartılıyor. Sonuç enfes oluyor; iştahla yenilebiliyor. Ve yanında getirdikleri hafif acılı domates sos da oldukça yakışıyor. Erişim bilgileri: Kırım Çibörekçisi, Atalar Cad. Nu: 20/A Eskişehir, Tel: 0090 222 234 9971

Eskişehir Çibörek Evi

Resim
“Ataydan kalgan bizge: Etli, maylı, kamuraş. Köbetemen katlama, lakşa, cantık, tataraş, Sarıburma, kalakay, kavurma börek, ummaç, Şilter, salma, irimçik, tabak börek, bazlamaç, Kurma cemiş, kesmeçe, ögüz börek, kıygaça…” Geçenlerde gittiğimiz Eskişehir Çibörek Evi’nde, Tatar mutfağından harikulâde hamur işleri tattık. Bir de üstüne tam kıvamında pişmiş kahvelerle birlikte, yukarıda sadece giriş kısmını yazdığım çibörek şiirinin yazılı olduğu bir broşür alınca mutluluğumuz bir kat daha arttı. Restoranın müdürü Selçuk Bey ile yaptığımız hoş sohbet esnasında da oldukça güzel bilgiler edindik. Neler mi tattık; yağda kızartıldıktan sonra ortasındaki boşluğa toz şeker serpilmiş “katlama”, içinde patates bulunan “sar burma”, orta katında kıyma bulunan “göbete”, “kavurma börek” ve tabiî ki tadılmaz ise olmaz “çibörek”. Ve kesinlikle belirtilmesi gereken turşular ve ayran… Bu güzel mekânda bu güzel menüyü tatmak isteyebileceğiniz düşüncesiyle aşağıya erişim bilgilerini yazıyorum. Lez...

Bastırmadan Mezar Taşımı Diksinler

Bolu, Gerede, Kabıllar Mahallesinde yaşamış olan Hacı Fethiye, namı değer Deli Fethiye, rahmetli, nur içinde yatsın… Yıllar yıllar önce kimselerde plak çalar doğru dürüst yokken, o çalarını çalıştırır, plağını koyar ve “konu komşunun yoktur, yazık, gençler de sebeplensin” diyerek sesini açtıkça açar ve tüm mahalleye aşağıdaki gibi türküler dinletirmiş. Evin önü kavun dolu tereymiş Hani şu Eskişehir’in çiböreği Vay kırılıyor burnumun direği Bastırmadan mezar taşımı diksinler Pirinç pilavıyla üstümü örtsünler Dondurmayla karsınlar, Kaymaklan sarsınlar Kadayıflan diksinler Deh de yavrum deh de… Kuru fasulye askerde oldu dostum Kıymalı ıspanaktan selamı kestim Deh de yavrum deh de… Çarşıya vardım erikten aldım, Senin haberini Karabük’ten aldım. Çarşıya vardım kestaneden aldım, Senin haberini postaneden aldım. Bu fasulye yedi buçuk lira, Hem kaynasın, hem oynasın. Hacı Fethiye öyle birisiymiş ki konu komşunu da korur kollarmış. Beraber mantı yaparlar, beraber sarma ...